DEĞERLER EĞİTİMİ


Sabır, yardımlaşma, sağlık, sevgi, başarı, huzur, hoşgörü, barış, mutluluk, dostluk ve iyi niyet gibi değerler toplumun yapısını şekillendirmektedir. Bu değerler aynı zamanda insanların toplum içindeki durumuna da tesir etmektedir. 1980’lerden sonra dünyada baş gösteren ve giderek hızla yayılan küreselleşme hareketi ile bilim ve teknolojideki baş döndürücü gelişmelere bağlı olarak toplumsal ve bireysel yaşamda değişik yaşam tarzları ortaya çıkmıştır. Ayrıca mucitlerin aralıksız devam eden çalışmaları ile her geçen gün insan hayatını kolaylaştıran pek çok araç ve gereçler insanların kullanımına sunulmaktadır. Bu araç ve gereçler insan hayatını kolaylaştırdığı gibi aynı zamanda toplumsal ve bireysel yaşama olumsuz etkiler yaptığı da görülmektedir. Toplumsal yapının temel taşı olan aile kurumundaki çözülme, bireysel yaşamanın ön plana çıkması, toplumda asosyal insan sayısının her geçen gün daha da artması, bireyler arasındaki rekabetin acımasız hale gelmesi, her geçen gün günlük hayattaki stres katsayısının daha da yükselmesi, tedavisi zor hastalıkların her geçen gün daha da yayılması insanları bir çözüm arayışına itmektedir.

İnsanların; çağın vebası haline gelen huzursuzluk, şükürsüzlük, doyumsuzluk, acımasızlık, materyalistlik, asabilik, vefasızlık, saldırganlık ve bencillik gibi olumsuzlukları ortadan kaldırma ve “mutlu insandan mutlu topluma doğru giden bir yapı inşa etme yönündeki çözüm arayışında karşımıza “değerler eğitimi” kavramının ortaya çıktığını görmekteyiz. Peki bu değerler eğitimi nedir? Şeklindeki bir soruya kısaca şöyle bir cevap verebiliriz: Değerler eğitimi; sabır, yardımlaşma, sağlık, sevgi, başarı, huzur, hoşgörü, barış, mutluluk, dostluk ve iyi niyet gibi değerleri insanlara öğretmek için yapılan ve hayat boyu devam eden bir süreç olarak tanımlanabilir.


Dünyada değerler eğitimi ile ilgili çalışmaların, “Yasayan Değerler Eğitim Programı (YDEP)” adı altında 1995 yılında Birleşmiş Milletlerin 50. yıl dönümü kutlamaları için Brahma Kumaris`in hazırladığı uluslararası bir proje ile uygulanmaya başlandığı görülmektedir. UNESCO tarafından desteklenen bu eğitim, tüm dünya eğitimcilerinin ortak olduğu “Yaşayan Değerler Eğitimi” adlı bir eğitimdir. Demokrasi, adalet, özgürlük gibi evrensel değerlerin öğrencilere kazandırılmasında telkin yolu değil, ‘etkinlik temelli’ yaklaşımlar yaygın olarak kullanılmıştır. Ayrıca değerler eğitimine yönelik farklı yaş grubundaki öğrenci ve öğretmenler için materyaller geliştirilmiştir. “Daha iyi bir dünya için değerlerimizi paylaşalım” isimli bu proje; iş birliği, özgürlük, mutluluk, dürüstlük, sevgi, alçakgönüllülük, barış, saygı, sorumluluk, sadelik, hoşgörü, birlik olarak 12 evrensel değere odaklanmıştır. YDEP, Mart 2000′de 64 ülkede 1800 okulda uygulanmıştır.



Değerler eğitiminin ülkemizdeki durumuna bakıldığında başta anayasa olmak üzere yasa(özellikle 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu), yönetmelik, yönerge ve genelgelerin konu ile ilgili düzenlemeleri göze çarpmaktadır. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığımızın en yüksek danışma kurulu olan Milli Eğitim Şurasının 18. ve 19. şura çalışmalarında değerler eğitiminin ele alındığı ve okullarda uygulanacak eğitim programlarında değerler eğitimine yer verilmesi ile ilgili tavsiye kararlarının alındığı göze çarpmaktadır.  

Ayrıca konu ile ilgili yaptığımız araştırmada ülkemizde çeşitli illerde (Örneğin Malatya Valiliği tarafından hazırlanan “Malatya Değerler Eğitimi Projesi”) valiliklerce değerler eğitimi ile ilgili değişik projelerin yapıldığı ve yapılan projeler kapsamında belirlenen değerlerin okullarda okuyan öğrencilere öğretildiği tespit edilmiştir.

Değerler eğitimi ile ilgili il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından her yıl yapılan “yıllık değerler eğitimi programları” çerçevesinde öğretmenler okullarda uyguladıkları ders programlarında değerler eğitimi üzerinde durulmaktadır.   

Değerler eğitimi; anlatım, konferans, panel, münazara, tiyatro v.b yollarla verilebildiği gibi eğitimde farklı yol, yöntem, araç ve gereç kullanmak mümkündür.

Okullarda verilen değerler eğitimine öğrencilerin yanı sıra öğretmenler, veliler ve gönüllü bireyler de katılabilmektedir. Sabır, yardımlaşma, sağlık, sevgi, başarı, huzur, hoşgörü, barış, mutluluk, dostluk ve iyi niyet gibi değerlerin eğitim yolu ile bireylere aktarılması ile yukarıda üzerinde durulan ve çağımızın vebası haline gelen bencillik, şükürsüzlük, mutsuzluk, saldırganlık, kızgınlık, merhametsizlik, materyalistlik, doyumsuzluk, saygısızlık, hastalık ve stres gibi sorunların kolayca çözülebildiğini ve bu kapsamda, “mutlu insandan mutlu topluma” doğru hızlı bir yol alınabildiğini ifade edebiliriz.

Değerler eğitimi ve bu eğitimin içeriği;  yerel, ulusal ve uluslararası gelişmelere bağlı olarak zamanla sürekli değiştiğinden dolayı değerler eğitiminin bireyler tarafından hayat boyu devam ettirilmesinin kaçınılmaz olduğunu vurgulamak gerekir.  

İfade etmek gerekir ki, hızlı bir değişim içinde olan değerler, bu değerlerle baş etmek zorunda kalan ve değer karmaşası yaşayan çocuklar için değer aktarımı çok daha önemli bir hâle gelmiştir. Ortak değerler oluşturamayan bir toplumun bütünleşme değil, tersine toplumsal çözülme yaşaması kaçınılmaz bir gerçektir. Çocuklarımızın zihinlerini bilgiyle doldurarak öğretim yaparken gönüllerini de sevgiyle donatıp onların; mutlu, sağlıklı, özgüveni gelişmiş, ahlâklı ve faziletli birer fert olarak yetişmeleri için okullarımızda değerler eğitimi çalışması yapılmaktadır.


Önümüzdeki yazımızda değerler eğitimimizin yapı taşlarından birisi olan “sabır” üzerinde durulacaktır.

Bir sonraki yazımızda görüşmek dileği ile …


Dr. Mehmet Ali NOYAN


E-Posta: alinoyan47@gmail.com


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.