Aslında bu hafta kendi uzmanlık alanım olan AK Parti ile ilgili yazı yazacaktım ama geçen haftaki “Muhalefetin Selası” başlıklı köşe yazım sonrası gelen güzel yorumlar beni bir CHP yazısı yazmaya daha itti.

Öncelikle sosyal medya üzerinden köşe yazımı paylaşan ve yorum yapan okurlara çok teşekkür ederim. Gelelim CHP hakkındaki bu haftaki görüşlerimi paylaşmaya;

Malumunuz önümüz CHP kongresi. Adaylar yavaş yavaş sahneye çıkmaya başladı. Kemal Kılıçdaroğlu karşısında en güçlü ve tek aday olarak Muharrem İnce duruyor. Sadece 3 ilden destek alan Muharrem İnce’nin ne kadar güçlü bir aday olduğu ise ayrı bir muamma.

Her yazımda söylediğim gibi ana muhalefet, demokrasinin sigortasıdır. Muhalefeti gelecek vaat etmeyen bir rejim yozlaşmaya tıkanmaya mahkûmdur.

O nedenle yaklaşan CHP Kurultayı’nı partinin iç meselesi gibi göremeyiz.

Kongre sonrası partinin yeni lideri ve parti meclisi belirlenecek. O meclisten de CHP’nin “iç hükümeti” olan 18 üyeli MYK çıkacak.

CHP’nin geleceğinden sorumlu olanlar “Bu parti bizim; beğenmeyen oyunu vermesin” diye de kestirip atamaz. Bu da sana mı kaldı CHP’yi yazmak diyenlere cevabım olsun.

Bu minvalde tekrar seçilmesine kesin gözüyle bakılan Kılıçdaroğlu ile ilgili bir şerh koymak istiyorum. Her ne kadar delegeler kendi elinde olarak seçime gidiyor olsa da Kılıçdaroğlu hala bir lider değil. Geçen sefer Baykal sonrası Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığı’na kamuoyundaki desteği ve imajının katkısıyla seçildi. Yoksa çekirdekten gelen ve klasik delege çalışması yapan bir milletvekili değildi. Bu yüzden Muharrem İnce’nin Kılıçdaroğlu karşısında hala şansı var. 14 parti birleşip Kılıçdaroğlu’nun bulduğu adayla seçime gitti. Sonuç ve bunun sorumlusu ortada. Tabanda da hala bunun kızgınlığı var. Baykal varken CHP’ye oy atmam diyenleri sıkça duyuyorduk. Şimdi de “Bu Kılıçdaroğlu varken muhalefete mahkumuz” diyenler seslerini daha yüksek çıkarmaya başladılar. Muharrem İnce, Kurultayda mecliste gösterdiği performansı gösterip olağanüstü bir konuşma yaparsa genel başkanlık için bir şansı olabilir. Olur mu öyle şey diyenlere ise CHP’nin 1972 kongresini hatırlatmak isterim. Milli Şef İnönü karşısında hiç bir şansı olmayan Ecevit sadece kürsüdeki konuşması ve tabana verdiği heyecanla kongreyi kazanıp, genel başkanlık koltuğuna oturmuş ve İnönü’yü siyasetten silmişti. Genç nesiller için o konuşmadan kısa bir kesiti aktarmak isterim;

“Aslında sorun, CHP'yi eski yörüngesine veya yeni yörüngesine oturtma sorunun da ötesindedir. Hatta sorun 'ya ben, ya Bülent' sorununun da ötesindedir. Tekrar söylüyorum, asıl öncelikle ölçülmesi gereken şudur: CHP'de buyruk mu işleyecek, hukuk mu işleyecektir? Buna karar vereceğiz. (...) Daha açık söylüyorum, vereceğiniz karar şudur: Demokratik bir partinin kanunlara saygılı özgür üyeleri mi olacağız, kapıkulları mı olacağız. Karar sizindir.” (1972’de İnönü'yü deviren konuşma- Bülent Ecevit)

Ne kadar da bu günlere benziyor değil mi. Bu aslında son 40 senedir CHP’nin kısır iç çekişmelerle ne kadar vakit kaybettiğinin ve 40 senedir kendi içindeki problemlerini çözemediğinin de göstergesi aynı zamanda. Birazda bu yüzden CHP kurultaylar partisi oldu ve ‘Bunlar kendi derdinde, milleti düşündükleri yok’ imajı CHP’nin üzerine yapıştı. Umarım bu kurultay CHP için müspet sonuçlar doğurur ve ülkemize katma değer yaratacak bir muhalefet partisinin müjdecisi olur.

İster Muharrem İnce ister Kemal Kılıçdaroğlu kazansın. Bir noktayı fark etmedikleri sürece kaybeden hep ülkemiz olacaktır. Artık ideolojik dürtü ile oy kullanan seçmen oranı iyice düştü, insanlar artık sağ-sol ayrımı olmaksızın partilerin ekonomik ve sosyal performanslarına bakarak hareket ediyor. Proje ve çözüm odaklı tercihler belirleyici hale geldi. Bu kurultaya iki adayın da bunun bilincinde olarak girmeleri ülkemizin yararınadır.

Ahmet Taner Kışlalı’nın güzel bir sözü vardı. “Kemalizm, geçmişin bekçiliği değil geleceğin öncülüğüdür”. Geçmişe saplanıp kalmış, Atatürk’ün başarılarını kendine mal edip bugünle ilgili hiçbir projesi olmayan, sadece hamaset üreten bir CHP bu ülkeye hiçbir şey katamaz.

Gözlediğim kadarıyla CHP yönetimi temel politika olarak “AK Parti’ye karşı nasıl olsa bizden başka gidecek yer yok” zihniyetini belirlemiş gibi. AK Parti’ye karşı olan seçmenlerin büyük bölümü “çantada keklik olarak” görülüyor. Ana muhalefet proje üretir, gündem belirler, topluma umut ve heyecan verir. Sadece Başbakan’ın konuşmalarındaki boşlukları deşmekle muhalefet yapılmaz. Bu minvalde ne Kılıçdaroğlu ne Muharrem İnce bende muhalefet için bir umut yaratmıyor.

İnşallah ben yanılıyorumdur ve bu kongre ana muhalefet için yanlışlarını görmenin, ülkenin geleceği için proje odaklı ve yapıcı muhalefet anlayışının başlangıcı olur.

Benden bu günlük bu kadar.

Sağlıcakla kalmanız dileğiyle..!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.