BULAŞICI BİR HASTALIK GİBİ HIZLA YAYILAN “BOŞANMA VİRÜSÜNE” DUR DEMENİN ZAMANI GELDİ
Giriş

Boşanma konusunun işlendiği bu yazıda özellikle son zamanlarda ülkemizde hızla artan boşanma oranına dikkat çekerek ülkemizdeki toplumsal yapıya ve toplumsal yapıyı oluşturan aile kurumunu ciddi anlamda tehdit eden boşanmalara karşı yapılabilecek çalışmalar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yazıda kullanılan boşanma verileri Türkiye İstatistik Kurumu(TUİK)’dan alınmıştır. Sayısal veriler tablolar halinde ayrı ayrı ele alınarak tablolardaki sayısal veriler tahlil edilmeye çalışılmıştır.

Yazıda 2001 – 2014 yılları arasında ülkemizdeki boşanma verileri üzerinde durulmuştur. Veriler incelendiğinde son 14 yılda boşanma oranının %42’ye çıktığını görüyoruz ki, bunun anlamı şudur: 2014 yılındaki yaklaşık her iki evlilikten biri boşanma ile sonuçlanmaktadır. Bu durum ülkemizdeki toplumsal yapıyı ve bu toplumsal yapının temelini oluşturan aile kurumunu tehdit etmektedir. Bu bakımdan bir an evvel bu tehlikeli durumun farkına varıp harekete geçmeliyiz, konu ile ilgili gerekli tedbirleri almalıyız. Unutmamalıyız ki, güçlü ülkeler; güçlü toplumlardan; güçlü toplumlar da güçlü ve sağlıklı ailelerden meydana gelmektedir.

Bu kapsamda konunun daha iyi irdelenebilmesi için konu üç alt başlık altında ele alınmıştır. Birinci alt başlıkta boşanma, evlilik ve aile kavramları üzerinde durulmuş,   ikinci alt başlıkta ülkemizdeki boşanma verileri ve bu verilerin tahlili üzerinde durulmuş, üçüncü alt başlıkta da yazı “Sonuç ve Öneriler” ile bitirilmiştir.   

A-Boşanma, Evlilik ve Aile Kavramları
Boşanma evlilik birliğinin sona ermesini ifade etmektedir. Boşanma farklı şekillerde tanımlanabilir. Türk Dil Kurumuna göre boşanma; “eşlerden birinin boşanma ilamı almasıyla evlilik birliğinin son bulmasıdır. Bir başka tanıma göre boşanma: Boşanma eşler hayatta iken evlilik ilişkisine mahkeme kararı ile hukuken son verilmesidir. Eklemek gerekir ki, mahkemenin boşanma kararı ile tarafların medeni hali de değişmektedir. Mahkeme kararından önce tarafların medeni hali evli iken, mahkeme kararından sonra boşanmış olarak değişmekte ve böylelikle taraflar arasındaki evlilikten kaynaklanan hak ve sorumluluklarda sona ermektedir. Ancak mahkeme kararına bağlı olarak tarafların birbirlerine tazminat ve/veya nafaka ödeme sorumlulukları olabilir. Boşanan tarafların çocukları varsa; çocukların annede veya babada kalacağına yani çocukların velayet durumuna mahkeme karar vermektedir.

Farklı alanlardaki sosyal bilimciler boşanmanın önüne geçmek için farklı önerilerde bulunmaktadırlar. Örneğin iktisatçılar boşanmaya yol açan ekonomik faktörlerin ortadan kaldırılabilmesine yönelik çözümler üzerinde durmakta;  psikologlar, bireysel davranış bozukluklarını bu yönden incelemekte; hukukçular, ailenin daha sağlam temellere oturabilmesi için karşılıklı hak ve yükümlülükleri doğru belirlemeye çalışmaktadırlar.

Hangi açıdan bakılırsa bakılsın boşanma demek evliliğin sona ermesi demektir. Evliliğin sona ermesi de toplumun temel yapı taşı olan aile kurumunun ortadan kalkması demektir. Bu yönü ile bakıldığında boşanma ve boşanma sonrası ortaya çıkan sorunlara bakıldığında;  gerek boşanmış bireyler açısından ve gerekse toplumun düzen, birlik, beraberlik, güç, refah ve soyun devamlılığı açısından konu son derece büyük bir önem arz etmektedir. Çünkü toplumun temeli aileye dayanmaktadır. Ailenin temeli de farklı cinste bireyler tarafından kurulan evlilikler ve bu evliliklerin meyvesi olan çocuklardan oluşmaktadır. İşte tam bu noktada boşanmayı; evliliği bitiren ve aile kurumunu ortadan kaldıran bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Başka bir değişle boşanma toplumun temel yapı taşı olan aile kurumunu ortadan kaldırırken aynı zamanda toplumsal yapı da bundan zarar görmektedir. Şüphesiz bu zarar boşanma oranındaki artışa paralel olarak artmaktadır. Bu anlamda her ülke kendi toplumsal yapısını korumak ve güçlendirmek için sürekli olarak değişik politikalar üretmekte ve bu politikaları hayata geçirmektedirler. Ülkedeki boşanma oranını azaltma ve aileyi korumaya yönelik ülkelerin aldıkları tedbirler de bu kapsamdadır.
Ülkemizde son yıllarda aile ile ilgili meydana gelen sorunları çözme ve toplumun temel yapı taşı olan aileyi korumak ve sağlıklı aileler inşa etmek için 29.06.2011 yılında “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” kurulmuştur. Ülkemizdeki yasal düzenlemelere baktığımızda da ailenin korunması ile ilgili düzenlemelere rastlamaktayız. Nitekim Anayasamızın 41. Maddesinde  Devlete, aile birliğini korumak, huzur ve refahını sağlamak ve bu konuda gereken tedbirleri almak konusunda bir yükümlülükler getirildiğini görüyoruz. Aile ile ilgili anayasada yer alan düzenlemelere paralel olarak ülkemizdeki diğer mevzuat alanlarında ailenin ele alındığını ve konu ile ilgili düzenlemeler getirildiğini görüyoruz.

Ülkemizin kalkınması ile ilgili periyodik aralıklarla hazırlanan kalkınma planlarına baktığımızda da bu planlarda ailenin korunmasına ve sağlıklı ailelerin inşasına yönelik kararların alındığını görüyoruz. Nitekim 2014-2018 yıllarını kapsayan 10. kalkınma palanına baktığımızda da “Nitelikli İnsan ve Güçlü Toplum” başlığı altında aileyi koruma ve güçlendirmeye yönelik kararlar alındığını görüyoruz.   
B-Ülkemizde Boşanma Verileri ve Bu verilerin Tahlili:
Dünyadaki hızlı küreselleşme hareketleri, bilim ve teknolojideki baş döndürücü gelişmeler ile acımasız rekabet koşullarının en çok etkilediği kurumlardan birisi de aile kurumudur. Nitekim son yıllarda boşanmanın tehlikeli bir virüs gibi arttığı ve toplumsal yapıyı tehdit eder bir hale geldiği görülmektedir.  İşte bu noktada ülkemizdeki boşanma durumunu daha iyi görebilmek için Türkiye İstatistik Kurumundan (TUİK) alınan ve aşağıda sunulan boşanma rakamlarına bakmak gerekiyor.  
 2001 - 2014 YILLARI ARASINDA TÜRKİYEDEKİ BOŞANMA
YIL
BOŞANMA SAYISI
BOŞANMA ORANI (%)
2001
91994
0
2002
95323
3
2003
92637
0,7
2004
91022
0
2005
95895
0,4
2006
93489
0,1
2007
94219
0,2
2008
99663
8
2009
114162
24
2010
118568
28
2011
120117
30
2012
123325
34
2013
125305
36
2014
130913
42

Yukarıda yer alan boşanma rakamlarının izlediği seyri daha rahat görebilmek için  aşağıda verilen çizgi grafiğine bakmak gerekir.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK)  2001 – 2014 yıllarını kapsayan boşanma sayıları ile ilgili yukarıda yer alan verilere bakıldığında; Türkiye'de 2001’de 91.994 olan boşanan çift sayısının 14 yılda yaklaşık yüzde 42 artışla 2014’te 130.913’e yükseldiği görülmektedir.

TUİK boşanma ile ilgili nedenlerini “zina, cana kast ve pek fena muamele, terk, akıl hastalığı, geçimsizlik, diğer ve bilinmeyen” olmak üzere 8 gruba ayırmıştır. TÜİK tarafından 2014’de yapılan araştırmaya göre boşanmanın en önemli nedeni “geçimsizlik” olduğu tespit edilmiştir. Nitekim 2014 yılında geçimsizlik nedeniyle boşanan çift sayısının toplam boşanan çift sayısının yüzde 96,80 olduğu tespit edilmiştir. Boşanma nedenleri, boşanma sayıları ve boşanma oranları aşağıda tablo halinde sunulmuştur.

Boşanma Nedenleri
Toplam
1
2
3
4
5
6
7
8
Zina
Cana kast ve pek fena muamele
Cürüm ve haysiyetsizlik
Terk
Akıl Hastalığı
Geçimsizlik
Diğer
Bilinmeyen
Sayı
 107
 31
 36
 200
 61
126 732
1 280
2 466
130913
Oran
0,00082
0,00024
0,00027
0,00153
0,00047
0,96806
0,00978
0,01884
100,00000

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun il bazındaki verilerine baktığımızda da  Türkiye'de 2014 yılı içinde boşanma sayısının en yüksek olduğu ilk 5 il’in sırasıyla İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa  olduğu görülmektedir. Buna karşılık bu oranın en düşük olduğu 5 il’in de sırasıyla Hakkâri, Bayburt, Ardahan, Bitlis ve Siirt olduğu görülmektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Evlenme ve Boşanma İstatistikleri 2014 verilerine göre; boşanma hızı en yüksek olan ilk üç il sırasıyla şöyledir: binde 2,87 ile Antalya, binde 2,72 ile İzmir, binde 2,53 ile Muğla.


Yaş Gruplarına Göre Boşanma Sayıları
1. Grup
2. Grup
3. Grup
4. Grup
5. Grup
6. Grup
7. Grup
8. Grup
9. Grup
10. Grup
11. Grup
12. Grup
13. Grup
14. Grup
16-19
20-24
25-29
30-34
35-39
40-44
45-49
50-54
55-59
60-64
65-69
70-74
75+
Bilinmeyen
199
4 806
18 931
27 882
24 983
19 895
13 508
8 853
5 176
2 820
1 518
781
831
730
Yaş gruplarına göre boşanma durumuna baktığımızda da Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) yaşa göre boşanmayı 14 gruba ayırdığı görülmektedir. Nitekim TÜİK’in 2014 yılı Yaş Gruplarına Göre Boşanma Sayılarının yer aldığı yukarıdaki tablo incelendiğinde boşanmaların en çok 30-34 yaş aralığındaki evli çiftlerde gerçekleştiği görülmektedir.
Evlilik Süresine Göre Boşanmalar
1. Grup
2. Grup
3. Grup
4. Grup
5. Grup
6. Grup
7. Grup
8. Grup
9. Grup
10. Grup
1 yıldan az
1
2
3
4
5
6-10
11-15
16+
Bilinmeyen
4 727
13 222
10 401
8 544
7 706
7 217
28 595
17 987
32 244
 270

Evlilik süresine göre boşanmalara baktığımızda da Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) evlilik süresine göre boşanmayı 10 gruba ayırdığı görülmektedir. Konu ile ilgili yukarıda verilen tablodaki veriler incelendiğinde evlilik süresine göre en çok boşanmanın; evlilik süresi 16 yıl ve üzerinde olan çiftlerde olduğu görülmektedir.
Dava Süresine Göre Boşanmalar
1. Grup
2. Grup
3. Grup
4. Grup
5. Grup
6. Grup
7. Grup
8. Grup
9. Grup
2 aydan az
2-4
5-8
9-12
13-18
19-24
25-35
36+
Bilinmeyen
43 959
28 928
19 097
12 873
11 084
6 515
5 031
2 921
 505

Dava süresine göre boşanmalara baktığımızda da Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) dava süresine göre boşanmayı 9 gruba ayırdığı görülmektedir. Konu ile ilgili yukarıda verilen tablodaki veriler incelendiğinde dava süresine göre en çok boşanmanın; mahkemede açılan boşanma davasının ilk iki ayında gerçekleştiği görülmektedir. Bunun anlamı şudur; boşanmak için mahkemede dava açan her iki evli çiftten birisin boşanma işlemi, iki aylık süre içinde gerçekleşmektedir. Bu da ülkemizde boşanma davalarının çok hızlı sonuçlandırıldığını göstermektedir.
Yıllara Göre Boşanma Hızı
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
1,34
1,40
1,58
1,62
1,62
1,64
1,65
1,70

TÜİK boşanma hızı ile ilgili hesaplamalara 2007 yılında başladığından yukarıdaki tabloda yıllara göre boşanma hızları 2007 yılından itibaren verilmiştir. Tablo incelendiğinde 2010-2011 yıllarında boşanma hızlarının 1,62’de kaldığı ancak diğer yıllara bakıldığında boşanma hızında yıllar itibariyle bir yükselme olduğu açıkça görülmektedir. Yıllar itibariyle boşanma hızındaki bu artış toplumumuzun temel yapı taşı olan aile kurumunu olumsuz etkilediği gibi ülkemizin toplumsal yapısını da tehdit etmektedir.

C-Sonuç ve Öneriler:

2001-2014 yıllarını kapsayan ve TUİK tarafından boşanma ile ilgili hazırlanan veriler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ülkemizde boşanmaların hızla arttığı görülmektedir. Boşanma oranının 2001 yılından itibaren hızla arttığı ve 2014 yılında bu oranın %42’ye ulaştığı görülmektedir. Bunun da anlamı şudur: 2014 yılında gerçekleşen yaklaşık her iki evlilikten birinin boşanma ile sonuçlandığını göstermektedir ki bu durum ülkemizin toplamsal yapısı ve bu yapıyı oluşturan aile kurumu için tehlike çanlarının çalmaya başladığını göstermektedir.

Boşanma oranındaki artış toplumun yapı taşı olan aile kurumunu zedelemekte ve zayıflamasına yol açmaktadır.  Çünkü bir boşanma olayında var olan bir aile kurumu ortadan kalkmakta ve hem boşanma tarafı olan kadın ve erkek hem de boşanan çiftlerin çocukları bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Boşanmış bireyler ve bu bireylerin çocukları boşanmadan kaynaklanan ağır bir travma geçirmektedir. Bu travma boşanmış bireyler ve çocuklarının bedensel ve ruhsal sağlıklarını olumsuz etkilediği gibi adeta tehlikeli bir virüs gibi toplumsal yapıyı da tahrip etmektedir.
Sağlıklı nesillerin oluşması ve bu nesillerin devamı için mutlak surette boşanma hızlarının düşürülmesine ve en aza indirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün dediği gibi;  “Medeniyetin esası, ilerlemenin ve kuvvetin temeli, aile hayatındadır. Bu hayatta yozlaşma, muhakkak sosyal, ekonomik ve siyasi bozulmaya neden olur. Aileyi oluşturan kadın ve erkeklerin doğal haklarına sahip olmaları, aile vazifelerini yerine getirebilme gücünde olmaları lazımdır.”                                                                                   

Ayrıca bu konuda Samuel Butler şöyle demektedir: “Aile toplumun özüdür. Onu tahribe yönelen her şey toplumun tahribine yönelmiş demektir.”

Sağlıklı aile yapısı sağlıklı toplumun önemli bir göstergesidir. Aile karşılıksız saygı, sevgi, yardımlaşma, hoşgörü ve fedakârlığın ilk ve en yoğun hissedildiği, bilgi ve görgünün, örf ve adetlerin yalın biçimde öğrenildiği, hayata ilişkin en önemli eğitimin alındığı yerdir. Bu bakımdan ailenin korunması bireysel ve toplumsal huzurun sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Huzurlu olmayan bireylerden sağlıklı bir aile, dolayısıyla sağlıklı bir toplum kurulamaz. Nitekim Kuranı Kerimde, Rum Suresi 21 Ayetinde “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” buyrulmaktadır. Bu ayette Rabbimiz aile kurmanın ön şartı olan evlilik akdinin devamı ve  mutlu bir aile hayatı için karı koca ilişkilerinin sevgi ve merhamet esasa bağlı olduğunu dile getirmektedir. Bakara suresinde ise eşlerin birbirlerini günahlara karşı korumaları buyurularak, evliliğin insanı koruyan elbise misali  sevgi ve saygı atmosferi içerisinde mutlu, huzurlu, aile hayatını hedeflediği belirtilmektedir. Yine Bakara süresinde (2/228)” erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları olduğu buyurulmaktadır. Bu konuda Peygamberimiz de “sizin en hayırlınız, ailesine karşı hayırlı olandır” (Tirmizi “Rada”) buyurmaktadır.

Sağlıklı toplumların inşa edilmesi için sağlıklı aileler gereklidir. Eğer toplumda sağlıklı aile sayısı az veya yetersiz ise toplumun sağlığı ve bekası ile ilgili endişeler artmaya başlar. Bu bakımdan her ülke kendi toplumsal yapısını güçlendirmek ve sağlıklı toplum oluşturmak için aile kurumunu güçlendirici ekonomik ve sosyal politikalar geliştirmektedir. Ancak küreselleşen dünyamızda bilim ve teknolojideki baş döndürücü gelişmeler,  rekabete dayalı ekonomik hayat, hem bireyi hem de toplumun yapı taşı olan aile kurumunu oldukça etkilemiştir. Bu etki bireye ve aile kurumuna olumlu yansımalar yaptığı gibi ciddi manada olumsuz yansımaların olduğu da bir gerçektir. Nitekim yukarıda verilen son 14 yıllık boşanma oranlarına baktığımızda boşanma sayısının arttığı görülmektedir.

Kadın ve erkeğin evlenerek bir aile kurmaları önemli olmakla beraber kurulan ailenin temelleri sağlam bir yapıya dayanmıyorsa, evlilik kurumu onarılamayacak derecede zedelenmişse ve evlilik taraflar açısından çekilmez hale gelmişse artık bundan sonra tarafların boşanmaları hem kendileri hem de çocukları için daha sağlıklı bir tercih olacaktır. Bu nedenle ülkemizde gerek mevcut yasalarda gerekse dini inançlarımızda bireylere özgürce evlenme hakkı verildiği gibi evliliğin temelleri ortadan kalktığında da taraflara boşanma hakkı verilmiştir. Ancak tekrar ifade edelim ki, boşanma kesinlikle arzu edilen bir durum değildir. Tarafların aldıkları tüm önlemlere rağmen evliliklerini sürdüremeyecekleri bir noktaya vardıklarında ve konu ile ilgili tüm opsiyonlar tüketildikten sonra boşanma kararı verilmesi gerekmektedir.    

Aile mutluluğunu arttıran ve boşanmaları azaltan pek çok görüş olmakla beraber mutlu bir aile için “Beş S” kuralının olumlu sonuçlar verdiğini söylemek gerekir. Beş S kuralı; aile içindeki sevgi, saygı, sabır, sadakat ve sorumluluktur. Aile bireyleri “Beş S” kuralını hayata geçirmeleri ile aile mutluluklarının artacağı muhakkaktır. Aile bireylerinin birbirlerine karşı sevgi, saygı, sabır, sadakat ve sorumluluk duyguları yoksa ve/veya bu sorumluluk duygusu zayıfsa o ailenin mutlu olması zordur. Mutlu olmayan bir ailenin en son varacağı nokta boşanmadır. Dolayısıyla boşanmaları azaltmak için mutlu ailelerin sayısını arttırmak ve mutsuz aileleri mutlu hale getirmek gerekir.

Aile içinde meydana gelen sorunların çözülmesi ve aile kurumunun sürdürülmesine yönelik son zamanlarda aile psikologları, evlilik uzmanları, evlilik koçu gibi bazı mesleklerin ortaya çıktığını görüyoruz. Evli bireylerin yaşadıkları sorunları çözmek, aile kurumlarını dağılmaktan korumak ve çocuklarının bundan zarar görmemeleri için; konu ile ilgili alanında uzman kişilerden profesyonel destek almaları son derece önemlidir. Hatta sorun yaşayan evli çiftlere devletin uzman kişi desteği sunmasının, tarafların yaşadıkları sorunları çözmeleri açısından son derece yardımcı olacağını söylemek gerekir.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın başlattığı “Evliliğe Hazırlık Eğitiminin” sağlam bir aile kurumunun inşası bakımından önemli bir adım olduğunu söylemek lazım. Evlenecek bireylerin bir eğitim sürecinden geçirilmesi ile daha bilinçli evlilikler kurulacak ve bunun sonucunda da bilinçli ve sağlıklı aileler ortaya çıkacaktır. Evliliğe hazırlık eğitimi alan bireylerin kuracağı evliliklerin, evlilik kalitesi ve aile saadetinin bu eğitimi almamış çiftlere oranla daha iyi olacağı bir gerçektir. Bu nedenle evliliğe hazırlık eğitimlerinin yaygınlaştırılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığımızca halk eğitimi merkezlerinde, evli çiftlere yönelik  verilen “Aile Eğitimi” ve “Baba Destek Eğitimlerinin” de aile yapısının korunmasında önemli bir rol oynadığını görüyoruz. Nitekim bu eğitimleri alan bireylerle yapılan görüşmede bireyler; bu eğitim sayesinde hem kendilerini, hem eşlerini hem de çocuklarını daha iyi tanıma fırsatı yakaladıklarını ve aile mutluluklarının arttığını ifade etmektedirler.

Sonuç itibariyle son yıllarda artan boşanma oranlarının düşürülmesi ve toplumun temel yapı taşı olan aile kurumunun korunması için profesyonel bir çabanın gösterilmesi ve konu ile ilgili projeler üretilmesinin şart olduğunu belirtmek lazım. Unutulmamalıdır ki, arzu edilen bir toplumsal yapının inşası ancak ve ancak sağlıklı ve mutlu ailelerin inşası ile mümkündür. Boşanma oranındaki artış hem aile kurumuna zarar vermekte hem de toplumsal ve sosyal yapıyı zedeleyerek sağlıklı nesillerin oluşumuna engel olmaktadır. Bu nedenle hep beraber çalışarak aile yapımızı güçlendirmeli ve bulaşıcı bir hastalık gibi her geçen gün daha da yayılan “boşanma virüsüne” dur demeliyiz.



Dr. Mehmet Ali NOYAN
Elektronik Posta : alinoyan47@gmail.com
Cep Telefonu      : 05053985629

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.