Yazı mı hayattan hızlı, hayat mı yazıdan hızlı?

Yarıştırın bakalım kim kimi geçecek?

Ben biraz tembelim. Bakın bunu açık açık itiraf ediyorum. Ama bazı arkadaşlarım benim hem hukukçuluk hem de gazetecilik yapmam karşısında “nasıl yetiştiriyorsun bütün bunları?” diye hayretle karışık gıptalarını iletiyorlar. Bir bakıyorlar Ağrı dağının zirvesindeyim, bir bakıyorlar peygamberler şehri Şanlı Urfa’dayım, bir bakıyorlar Suriye’deyim, hızıma şaşırıyorlar.

Dedim ya ben tembelim, o kadar ki hızıma bazen ben bile yetişemiyorum. Ah bir de tembel olmasam!

Yarışalım bakalım, hayat mı, yazı mı, ben mi?

* * *

Yazacak o kadar anekdot birikti ki…

Bir resim gözlerinizin önünde: Sakallı bir adam, İstanbul Fatih’te oturuyor, şalvarlı, çocuğunun başı kapalı, dış görünüşünden boyalı basından bakınca ve seküler bakış ile kolayca şablonlanacak bir resim. Adam ve çocuğu bir koyun besliyorlar, kurban için. Ama gel gör ki o kuzuyken beslemeye başladıkları hayvana kurban gelip çattığında kıyamıyorlar ve kesmekten vazgeçiyorlar. “ben kesemem, ancak eceliyle ölecek” diyor o koyun için sakallı ve cübbeli adam.

Din adına tarihi heykellerin put diye yıkıldığı, milyonlarca kurbanın Arabistan çöllerinde heba olduğu koyu ve katı inanış mevsiminde dış görünüşe göre böyle tanımlanabilecek İstanbullu bir inanmış kişinin tarihten gelen hümanizması, hayvan sevgisi, merhameti beni her şeye rağmen insanlığın geleceği açısından umutlandırdı. Bu anekdotu paylaşmak istedim.

Türkler İslamiyeti kılıç zoruyla kabul etmedi! Türkler Orta Asya’dan getirdikleri inanış ve geleneklerini harmanladı. Bunun içindir ki Türkleri inanış konusunda vahabileştirmek zorun ötesinde imkansız gözüküyor.

* * *

Birikmiş anekdotlarımdan İzmir ve siyasetle olanlar da var. Mesela gazeteci arkadaşımız Atilla Sertel’in haziranda hakkı yenen milletvekillinin 1 Kasım seçimleri için iade edilmiş olması sevindirici. Bir o kadar takdire şayan davranış da Kamil Okyay Sındır’ın milletvekili aday sıralamasında bir sıra geriye düşmesine rağmen başkaları gibi küsme, istifa vs. yapmayıp tam tersine bu yerin Atilla Sertel’in hakkı olduğunu vurgulaması ve önemli olanın CHP’nin demokrasi çabasıdır demesi beni yine hem siyaset hem de gelecek açısından umutlandırdı. Zaten önemli olan milletvekili seçilmek değil demokrasi mücadelesi vermektir, bunu her iki milletvekili adayı arkadaş da çok iyi biliyor ve gereğini yapıyorlar. Demokrasi için 1 Kasım ve sonrası çok önemli.

* * *

Birikmiş anekdotlara devam…

Ege Üniversitesi öğrenci girişine güvenlik amaçlı cipli turnike konulması kadar yanlış bir uygulama olamaz!

Neden?

Çünkü üniversitelere eğitim özgürlüğü açısından değil de güvenlikçi yaklaşımlarla bakılmaz da ondan!

Evet, o üniversitede bir genç herkesin üzüldüğü çok menfur cinayetle hayatını kaybetti. Ama bu demek değil ki oradaki bütün öğrenciler potansiyel suçlu. Herkesi suç işlemeye müsait görmek ve bu şekilde güvenlikçi önlemler almak en başta kötü niyetlilere hizmet eder, iyi insanlara fuzuli zorluk çıkarılmış olur. Kötülük yapan zaten bir yolunu bulur. Önemli olan kötülük yapanları iyilerle birlikte hep beraber önlemek. Ama iyileri de kötüler gibi potansiyel suçlu görürseniz bu önlemi yapamazsınız.
* * *

Gediz nehri kurban bayramında S.O.S verdi. Yani İmdat! Dedi. Yine toplu katliam gibi toplu balık ölümleri yaşandı.

Ben Gediz nehri kirliliğini çok uzun yıllardır takip ediyorum. Bir çok toplantı yapıldı. Bir çok kağıt üzerinde önlem alındı, ama sonuç işte bu: Küçük bir bebeğin cansız vücudunun deniz kıyısına vurması gibi, balıkların nehir kıyısına vurması…

Şimdi herkes suçu ve sorumluluğu başkasına atacak. Biliyorum. Olsun. Buna alışığız. Ben sorumluluğu başkasına atmayacak bir görev insanına sesleneceğim.

Sevgili Aziz Kocaoğlu’na sesleniyorum. Başkanım, siz İzmir Bütünşehir Belediye Başkanısınız, aynı zamanda Ege Belediyeler Birliği Başkanısınız.

Gediz nehri de bir ilin sorumluluğunu çok aşan boyutta çözüm bekliyor. Şüphesiz bugüne kadar çok şey yaptınız. 8 Ekim’de Ege Belediyeler Birliği’nin meclis toplantısı var. Gediz nehri kirliliği ile mücadele konusunu, yapılanlar ve yapılmayanlar, yapılması acil olanları masaya yatırmanızı bir gazeteci, bir doğasever olarak istiyorum, talep ediyorum.

Bu arada bana Gediz nehri ile ilgili çalışmalarınızı kamuoyu ile paylaşma fırsatı verirseniz seve seve yaparım. Önemli olan ortak sinerji ile artık kangren halini almış olan nehir kirliliğine karşı duyarlılığı canlı tutmak ve çözüme odaklanmak.
* * *

En iyisi birikmiş anekdotlara devam etmek, ne dersiniz?...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.