İçinde bulunduğumuz günlerin yaşam koşulları adeta bir tüketim toplumuna dönüştürdü bizi. Öyle ki, İnsan ömrü, yeni çıkan teknolojik ürünlerin hem kendini yenileme hızına hem de masraflarını bile karşılayamayacak kadar kısaldı.

Bu olumsuz durumdan kaynaklanan hırsla, insanoğlu her geçen gün daha çok kazanç elde etmek amacında. Her bireyin ailesinin ve çevresinin ihtiyaçları hiç bitmeyecek bir durumda. Hal böyle olunca, birçok alanda olduğu gibi, satıcıların daha fazla müşteri çekmek, mal ve hizmet satışlarını arttırmak adına ‘rekabet’ ortamına girdiği gerçeği göz ardı edilmeyecek kadar ortada. Bu anlayış yeme içme sektörümüzde bile üst seviyelere tırmanmakta.

İnsanların büyük çoğunluğu, dışarıda yemek yemeyi sadece karın doyurmak olarak görmüyor. Herkes, bunun sosyal bir ihtiyaç olduğunu ve bir kültüre dönüştüğünü düşünmekte. Ayrıca, tüketici kitlesi kimi zaman neyin nasıl olması gerektiği konusunda işletmecilerden daha iyi bilgi ve birikime sahip.

***

Bir işletmenin çevresi, ortamı, personeli, temizliği rekabet ortamı içinde önemli öncelikler... Ancak, satılan ürünün sunumu ve görselliğinin de müşterinin tercihlerinde ilk sırayı aldığı görülmekte.

Birçok ülke mutfağının, Türk mutfağının yanında silik kalmasına rağmen, ürünlerinin sunum kalitesiyle başarılı olduğu yaşadığımız bir gerçek.

Biz de, federasyonumuz ve sektörün yöneticileri olarak meslektaşlarımızı bu rekabet ortamında koruyacak ana kuralları belirlemek adına bir dizi araştırma ve çalışma yaptık. Özellikle, sattığımız ürünlerin standartlarının çok üst düzeyde kaliteli olması ve markalaşmanın önemi konusunda hem fikir olduk.

***

Rekabet ortamı içinde, rakipleri küçümsemenin, onları yok saymanın müşteri kaybına sebep olduğunu da öncelikli olarak ele aldık. Değişen ve gelişen yeme içme trendlerini izlemek, bunları öncelikle uygulamak konusundaki zorunluluklarımızın farkına vardık.

Salonlarda ve mutfaklarda teknolojik gelişmeleri yakından takip etmek ve bu özelliklere bir an önce uyum sağlamanın öncelikli hedefimiz olduğu kanısına vardık.

Sonuç olarak, rekabet ortamında rakiplerin, her zaman diğer rakibini bir gölge gibi takip ettiğini, her işletmenin süreklilik ilkesinde daha iyisini yapmak zorunda olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Unutulmamalıdır ki, piyasa şartlarını iyi takip eden, rekabet prensiplerini doğru uygulayan işletmeler, mekanını, ürününü, markasını iyi pazarlayan firmalar gelecekte de ayakta kalabilecektir.

Sevgiyle kalın, ağız tadıyla kalın...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.