Türkiye tarımsal egemenliğini kaybetmesin

Cumhuriyetin başlangıcında ekonomik faaliyetler tamamıyla tarım sektörüne bağlı idi. Tarımın, ekonomi içinde ki payı yıldan yıla düşmesine karşın bugün sanayinin temel girdilerini halen tarım sektörü karşılamaktadır.

Tarım Türkiye’nin toplam istihdamına yüzde 28, milli gelire ise yüzde 12’yi aşkın oranda katkı sağlıyor. İhracatta tarımsal ürün kalemleri 10 milyar doları aşıyor. Üstelik ithal girdisi de yok.

Tarımda ki istihdam azalmasına karşın hala önemli bir paya sahiptir. Tarım da temel sorunlarından birinin tarım arazilerini parçalanması ve küçülmesi. Küçülen işletmelerle birlikte tarımda karlılıkta düşüyor. Küçük ölçeklerde verimlilik ve kalite yakalanamıyor. Bu nedenle Tarım da yeniden yapılanma şart. Rasyonel bir işletme anlayışına ihtiyaç var. Bunun içinde önce ölçek sorununu halletmemiz gerekiyor. İkincisi ise Tarım’ın bütçeden aldığı payı artırmalıyız. Verimliliğimizi yükseltmeliyiz.

Ab bugün toplam bütçesinin yüzde 44’ünü tarıma ayırıyor. Bizde ise bu pay çok düşüktür. Verimlilikte bir buğday üretiminden bahsedecek olursak AB’de dekar başına 600-700 kg bizde ise 230 kg civarında. Süt veriminde AB’de 7- 8 bin arasında bizde ise 3500 kg kadar.

Şeker pancarı olmazsa, şeker fabrikası tesisleri, pamuk olmazsa büyük devasa tekstil tesisleri, veya gıda ve hayvansal üretim yapan büyük tesislerimiz olur mu ?
Dünya ile rekabet edebilen bir yapı oluşturmamız gerekiyor. İddialı olduğumuz kalemlerden başlayarak yeni bir strateji belirlememiz gerekiyor. Tarım sektörünü karlı bir sektör haline getirmeliyiz. Bunu içinde bir modernizasyon gereklidir. Tarıma dayalı sanayinin gelişmesi de tarım sektörünü gelişmesine bağlı.

Yeni tarım yasası bu açıdan çok önemli. Dünya’da yaşanan gıda krizi tarım sektörünü daha da stratejik ve vazgeçilmez bir sektör haline getirmiştir. Tarım sanayi tartışmalarını bir tarafa bırakıp artık yatırımcı ve işadamlarının tarım ve hayvancılığa yönelerek yatırımlarını bu alana yönlendirmeleri hem yatırımcı için hem de ülkemiz için büyük bir kazanım olacaktır. Bu açıdan ben buradan tüm iş dünyasına bir çağrı da bulunmak istiyorum. Tarım ve hayvancılık sektörüne yapacağınız yatırım aynı zamanda ülkemizin gıda ve hayvancılık alanındaki dışa bağımlılığına son verecektir.

Gıda ve hayvancılıkta hakimiyet sağlayan ülkeler gelecekte bulunduğu coğrafya kadar değer kazanacaktır. Bu nedenle Türkiye gıda egemenliğini kesinlikle kaybetmemeli. Dünya, 10 ve 50 yıllık süreçlerde hangi tür tarımsal ürünlere ihtiyaç duyacak? Şimdiden bunların planlamasını yaparsak ülkemizin yolu açıktır. Türkiye’nin tarım sektöründe dünya liderliğine oynayabilmesi için sadece iyi bir stratejiye ihtiyaç var. Bu konuda gerekli altyapı ve insan kaynağımız mevcuttur. Nitekim birçok üründe dünya da sayılı bir yere sahibiz. Bu ürün sayısını artırırsak neden bir çok alanda tarım sektörü olarak dünya liginde yer almayalım.

Ahmet Kaplan

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.